TÜRKÇE DEYİMLER SÖZLÜĞÜ
Aradığınız deyimin ilk harfini seçerek kayıtlı açıklamalara ulaşabilirsiniz.
Deyimin anlamını görmek için üzerine tıklayınız
"Habbeyi kubbe yapmak" deyiminin anlamı :
1.Önemsiz bir şeyi büyütmek 2.Önemsiz, küçük bir şeyi büyütüp mesele çıkarmak."Söyle ona, habbeyi kubbe yapıp durmasın, ne olmuş çocuk biraz geç kalmış da!"
"Haber vermek" deyiminin anlamı :
Bildirmek
"Hak getire" deyiminin anlamı :
1.Yoktur anlamında 2."Yoktur, bulunmaz, Allah vermemiştir" anlamında kullanılır."Öyle bir diyardayız ki su ve yiyecek Hak getire."
"Halep ordaysa arşın burada" deyiminin anlamı :
Yapacağını yap anlamında sitem
"Hat çekmek" deyiminin anlamı :
Önemsememek
"Hazır mezarın ölüsü" deyiminin anlamı :
Hep hazıra konmak isteyen tembel kimseler için kullanılır.
"Her gün papaz pilav yemez" deyiminin anlamı :
Hep aynı şeyler yapılamaz
"Her işin hakkından gelmek" deyiminin anlamı :
Her işi başarır olmak
"Her tarakta bezi olmak" deyiminin anlamı :
Her işle ilgili olmak
"Hesaptan düşmek" deyiminin anlamı :
Borçtan, alacaktan, hesaptan çıkarıp yok saymak."Elli bin lirayı hesaptan düşmeyi unutmadın inşallah."
"Hiçe saymak" deyiminin anlamı :
Hiç önemsememek ve değer vermemek.
"Hindi gibi kabarmak" deyiminin anlamı :
Övünmek,böbürlenmek
"Hokka gibi oturmak" deyiminin anlamı :
Dikilen elbisenin tam üzerine uyması
"Hoşbeş etmek" deyiminin anlamı :
Sohbet etmek
"Hükümet sürmek" deyiminin anlamı :
Ülkeyi yönetmek
"Hüt dağı gibi şişmek" deyiminin anlamı :
Karnı şişmek
"Ham ervah" deyiminin anlamı :
1.Kara ruhlu kimse 2.Çiğ adam; yersiz ve yakışıksız sözleri, davranışları olan kaba kimse.
"Hangi peygambere ümmet olacağını şaşırmak" deyiminin anlamı :
Kimin sözünü ve yolunu tutacağını,ne yapacağını şaşırmak
"Hatun" deyiminin anlamı :
Eski zaman beylerinin,hanımlarına olan hitabı
"Haymana öküzü" deyiminin anlamı :
Hımbıl ve tembel kimse
"Hödük" deyiminin anlamı :
Görgüsüz,anlayışsız kimse
"Ha Hoca Ali, ha Ali Hoca" deyiminin anlamı :
Farklı gibi gösterilen iki şeyin, gerçekte hiçbir değişikliği yoktur, "ikisi de birdir" anlamında kullanılır.
"Ha babam (ha)" deyiminin anlamı :
1. Devamlı olarak, hiç durmadan. 2. Karşısındakinin çabasını, gayretini artırmak için kullanılır."Ha babam ha, az kaldı, bitireceğiz işi."
"Haber uçurmak" deyiminin anlamı :
Çabucak, gizlice haber göndermek."Hemen haber uçurun köye, kaymakam bu gece misafir olacakmış!"
"Ha bire" deyiminin anlamı :
Durmadan, arka arkaya, sürekli olarak, ara vermeden."Tarlada bir adam ha bire çalışıyordu."
"Hacet kalmamak" deyiminin anlamı :
Gereği olmamak, lüzumu kalmamak."Seni çağırmaya hacet kalmadı."
"Hacı ağa" deyiminin anlamı :
Özellikle büyük kentlerde gereksiz yere çok para harcayan, taşralı bilgisiz zengin."Ne bu israf! Hacı ağa mısın sen?"
"Haddine mi düşmüş!" deyiminin anlamı :
"Onun bunu yapmaya yetkisi yoktur; böyle bir işe nasıl, hangi yetenekle girişir? Bu işi yapması imkânsızdır" anlamında kullanılır."Haddine mi düşmüş ki ona söz söyleyebilsin."
"Haddini bildirmek" deyiminin anlamı :
Yetkisi dışındaki işlere karıştığı için sert bir karşılık vererek onu cezalandırmak, yola getirmek, uslandırmak, yetki sınırını bildirmek."Haddini bildirin şu serseme de bir daha onun bunun malına el uzatmasın."
"Haddini bilmek" deyiminin anlamı :
Kendi değer ve yeteneğini bilmek, üstün görmemek, kendi yapabileceği şeylerin ötesine geçmemek."Merak etme sen, o haddini bilen bir çocuktur."
"Haddi zatında" deyiminin anlamı :
Aslında."Haddi zatında sen ona hakkını vermemiştin ki!"
"Hafife almak" deyiminin anlamı :
Küçümsemek, önem vermemek,"Beni hafife alıyorlar ama yanılıyorlar."
"Hak kazanmak" deyiminin anlamı :
Davasında haklı olduğu meydan çıkmak, emeğinin karşılığını alabilecek duruma gelmek."Emekliliğe yedi yıl sonra hak kazanacağım."
"Hakkı geçmek" deyiminin anlamı :
1. Birisinin payından bir başkası almış olmak. 2. Bir şeyde veya bir kimsede emeği bulunmak."Komşumun çok hakkı geçmiştir bana, onunla mutlaka helâlleşmeliyim."
"Hakkından gelmek" deyiminin anlamı :
1. Güç bir işi başarı ile sonuçlandırmak. 2. Öç almak, yenmek veya cezasını vermek."Siz onu bana bırakın, hakkından gelmesini bilirim."
"Hakkını helâl etmek" deyiminin anlamı :
Geçen hakkını, emeğini bağışlamak."Annem inşallah hakkını helâl eder bana."
"Hakkını vermek" deyiminin anlamı :
1. Bir şeyin lâyıkıyla yapılması için ne gerekiyorsa ondan kaçınmamak. 2. Birinin çalışmasını gereğince değerlendirmek, hakkı olan şeyi vermek."Çalıştırdığın kişinin hakkını vermek zorundasın."
"Hakkını yemek" deyiminin anlamı :
Birinin hakkı olan şeyi vermemek, onu kendisine maletmek."Dürüst ol, milletin hakkını yeme, yoksa boğazında kalır."
"Hakk-ı sükût (sus payı)" deyiminin anlamı :
Bir konu üzerinde konuşmaması, bildiği şeyi söylememesi karşılığında bir kimseye sağlanan yarar.
"Hak yolu" deyiminin anlamı :
Cenab-ı Allah`ın insanlara kitapları ve peygamberleri ile bildirdiği, dünya hayatında tutmaları gereken yol, yaşama düzeni, doğru ve haklı yol.
"Hâlden anlamak" deyiminin anlamı :
Bir kimsenin içinde bulunduğu zor durumu kavrayarak, anlayıp sezerek hoşgörülü olmak, anlayış göstermek."Dedem hâlden anlayan birisidir, bize iyi davranacağına eminim."
"Hâle yola koymak" deyiminin anlamı :
Düzenlemek, tertiplemek, iyi işler bir duruma getirmek."Hele şu işleri bir hâle yola koyalım, o zaman tatilini de düşünürüz."
"Hâli vakti yerinde" deyiminin anlamı :
Zengin, oldukça varlıklı, para durumu iyi."Hasan efendiler mi? Hâli vakti yerinde insanlardır onlar."
"Halis muhlis" deyiminin anlamı :
Saf, katışıksız, temiz, eksiksiz, içinde yabancı madde bulunmayan."Halis muhlis bir zeytin yağı satarız biz."
"Halka verir talkını kendi yutar salkımı" deyiminin anlamı :
Kendi verdiği öğütlere kendisi uymaz.
"Hallaç pamuğu gibi atmak" deyiminin anlamı :
Bir arada, toplu bulunan şeyleri ya da kimseleri dağıtmak, parçalamak; bu yolla sağa sola, her birini bir yana atmak."Sizin takımı hallaç pamuğu gibi atacağız sahadan."
"Halt etmek" deyiminin anlamı :
Yakışıksız davranmak, uygunsuz bir söz söylemek veya kötü bir şey yapmak."Halt etmişsin, bir de utanmadan anlatıyorsun."
"Hangi dağda kurt öldü?" deyiminin anlamı :
Kendisinden hiç umulmayan, beklenilmeyen bir kimsenin olumlu davranışı görüldüğünde; "Nasıl oldu da böyle güzel bir iş, bir iyilik yaptı?" anlamında söylenir.
"Hangi rüzgâr attı?" deyiminin anlamı :
"Nasıl oldu da gelebildin? Hiç görünmüyordun, sen de gelir miydin?" anlamında, uzun süre bir yerde görünmeyen kimse için kullanılır.
"Hangi taşı kaldırsan altından çıkar" deyiminin anlamı :
1. Hemen her işte parmağı vardır. 2. Her işten anlar, her işe karışır ya da her işten anladığı izlenimi verir.
"Hanım evlâdı" deyiminin anlamı :
Nazlı büyütülmüş, zora gelmeyen, çıtkırıldım kimse."Amma hanım evlâdıymışsın, çekil şuradan ben yaparım."
"Hapı yutmak" deyiminin anlamı :
Kötü bir duruma düşmek, zarar ve ziyana uğramak."Hapı yuttuk desene!"
"Haram olmak" deyiminin anlamı :
Bir şeyden gerektiği gibi yararlanamaz olmak."Senin yüzünü görmek bana haram oldu."
"Haram para" deyiminin anlamı :
Dinî bakımdan yasaklanmış yollardan elde edilen para."Haram parayla ekmek alınmaz."
"Haram yemek" deyiminin anlamı :
Dinî inançlara aykırı olarak kazanç sağlamak, haksız olarak bir şeye el atmak."İnsan ol, haram yemek insana kâr getirmez."
"Harfi harfine" deyiminin anlamı :
Tastamam, uygun, tıpatıp, gerçekte olduğu gibi."Söylediklerimi harfi harfine yerine getirdin mi?"
"Har vurup harman savurmak" deyiminin anlamı :
Hesapsızca, düşüncesizce harcamak; malını, parasını ölçüsüzce, bol bol harcayıp tüketmek.
"Hasret çekmek" deyiminin anlamı :
Özlem duymak, epeydir ayrı kaldığı yere ya da kimseye kavuşma isteği içinde olmak."Yıllardır yurdumun hasretini çekiyorum."
"Hasret gitmek" deyiminin anlamı :
Özlediği, sevdiği bir yere ya da kimseye kavuşamadan ölmek.
"Hasret kalmak" deyiminin anlamı :
Özlemini duyduğu şeye uzun zaman kavuşamamak."Hasret kaldım deresine, tepesine..."
"Hastası olmak" deyiminin anlamı :
Bir şeye çok düşkün olmak."Bizim oğlan köpek hastası, hiç kapıdan eksik etmiyor."
"Haşir neşir olmak" deyiminin anlamı :
Aralarında bulunduğu kimselerle kaynaşmak, bir arada bulunup uğraşmak; kimi işlerle ilgilenip durmak."İnsanlarla haşir neşir olmayı sevdiğim söylenemez."
"Hatır belâsı" deyiminin anlamı :
Sayılan ve sevilen kimse için katlanılan sıkıntı."İnan bu işi hatır belâsına yapıyorum."
"Hatır gönül tanımamak (bilmemek)" deyiminin anlamı :
1. İsterse en sevdiği ve saydığı olsun, gücenmesini göze alarak doğru bildiğini yapmak. 2. Kırıcı davranışlarda bulunmak.
"Hatırı kalmak" deyiminin anlamı :
Gücenmek, kırılmak."Eğlenceye onu da çağıralım ki hatırı kalmasın."
"Hatırından çıkmamak" deyiminin anlamı :
Sevdiği, saygı duyduğu birinin istediği bir şeyi yapmayı reddedememek, gönlünü kırmaktan çekinmek.
"Hatırı sayılır" deyiminin anlamı :
1. Önemli, saygı değer, saygın (kimse). 2. Oldukça çok."Babam, hatırı sayılır bir kimsedir."
"Hava almak" deyiminin anlamı :
1. Temiz havalı bir yere çıkarak dolaşmak, dinlenmek, ciğerlere temiz hava çekmek. 2. Eline bir şey geçmemek, umduğunu bulamamak. 3. İçine hava girmek."Haydi, kıra çıkıp da biraz hava alalım."
"Hava basmak" deyiminin anlamı :
1. Büyüklenmek, kibirlenmek, olduğundan fazla görünmeye çalışmak. 2. Bir şeyin içine hava doldurmak."Amma da hava basıyorsun, onları korkutacağını mı sandın.?"
"Havada kalmak" deyiminin anlamı :
1. Yüksek bir yerde durmak. 2. Sonuca bağlanamamak. 3. Bir iddia, dayanaksız olduğundan ispat edilememek."Yaptığımız bütün iş havada kaldı."
"Havadan sudan konuşmak" deyiminin anlamı :
Öylesine, gelişigüzel, rastgele konuşmak.
"Hava hoş" deyiminin anlamı :
Şu ya da bu şekilde olması arasında bir fark olmamak.
"Havanda su dövmek" deyiminin anlamı :
Bir işle boşuna uğraşmak."Senin yaptığına havanda su dövmek derler,bırak artık şu işle uğraşmayı."
"Hava parası" deyiminin anlamı :
Bir yeri tutmak, kiralamak ya da bir şeyi elde etmek için değeri dışında açıktan verilen para."Yeri bize verecekler ama bir milyon lira hava parası istiyorlar."
"Havsalası almamak" deyiminin anlamı :
Aklı kabul etmemek."Nasıl yaparsın bana bunu, hâlâ havsalam almıyor."
"Hayal kırıklığı" deyiminin anlamı :
Gerçekleşmesi istenilen veya umulan bir şeyin gerçekleşmemesinden duyulan üzüntü, düş kırıklığı.
"Hayal meyal" deyiminin anlamı :
Belli belirsiz, açık seçik belli olmayan, bulanık (bir şekilde hatırlanan)."O olayı hayal meyal hatırlıyorum."
"Hayatını kazanmak" deyiminin anlamı :
Çalışıp elde ettiği para ile geçimini sağlamak."Ben iyi ya da kötü hayatımı kazanıyorum, sen kendi işine bak."
"Hayatını yaşamak" deyiminin anlamı :
Canının istediği gibi hayatını sürdürmek."Bana karışmaya hakkınız yok, bırakın beni, artık hayatımı yaşamak istiyorum."
"Hayat memat meselesi" deyiminin anlamı :
Sonucu çok tehlikeli olan, ölüm kokan bir durum."Artık burada kalamam, iş hayat memat meselesine döndü."
"Hayat pahalılığı" deyiminin anlamı :
Yiyecek, içecek ve giyecek gibi geçim için gerekli olan maddelerin pahalı olması."Hayat pahalılığından herkes şikâyetçi olmaya başladı."
"Hayırdır inşallah!" deyiminin anlamı :
1. Anlatılan bir rüyayı iyiye yormak için söylenir. 2. Şaşma, heyecan ve merak uyandıran durumlar karşısında söylenir.
"Hayır işlemek" deyiminin anlamı :
Dine ve insanlığa uygun, iyi davranışlarda bulunmak."Hayır işle ki öbür dünyada kurtuluşa eresin."
"Hayır kalmamak" deyiminin anlamı :
İşe yarar, beğenilecek bir yanı ve tarafı kalmamak."Bu arabalarda hayır kalmamış, yenilerini almamız gerekecek."
"Hayır sahibi" deyiminin anlamı :
İyiliksever, yardımsever kimse."Şu yoksullara uzanacak bir hayır sahibi kalmadı mı acaba?"
"Hayra yormak" deyiminin anlamı :
Bir rüya ya da olayı iyi ve yararlı bir durumun işareti görmek.
"Hazıra konmak" deyiminin anlamı :
Hiçbir emek sarf etmeden, çaba göstermeden başkasının emeği ile ortaya çıkmış olan şeyden yararlanmak."Hazıra konarak yaşamayı kural edinmiş bu adam."
"Hazır bulunmak" deyiminin anlamı :
1. Bir yerde kendisi bulunmak, var olmak. 2. Bir yere hemen gidecek, bir şeyi anında yapacak durumda olmak."Yarınki toplantıda sen de hazır bulunmalısın."
"Hazırdan yemek" deyiminin anlamı :
Yenisini kazanmadan elindekini harcamak."Hemen her gün bir bahane buluyor, çalışmıyor ve hazırdan yiyiyordu."
"Helâl süt emmiş olmak" deyiminin anlamı :
İyi huylu, doğru yoldan sapmayan, temiz bir kişi."İnanmıyorum onun yaptığına, o helâl süt emmiş birisidir."
"Helâl olsun (Helâl ü hoş olsun)" deyiminin anlamı :
1. Bunu sana gönül hoşluğu ile veriyorum, hiç pişman değilim, Allah bunu sana bağışladığıma şahit olsun. 2. "Aferin, takdire değer iş yapıyorsun" anlamında kullanılır.
"Hele şükür!" deyiminin anlamı :
Allah`a hamdolsun, beklediğimiz sonuç gerçekleşti.
"Hem kel hem fodul" deyiminin anlamı :
"Bu kadar kusuruna, bu yeteneksizliğine rağmen bir de övünüyor, üstünlük taslıyor" anlamında kullanılır.
"Hem nalına hem mıhına (vurmak)" deyiminin anlamı :
Birbirine zıt olan iki yanı da desteklemek."Ben hem nalına hem de mıhına vuran adamlardan korkarım."
"Hem suçlu hem güçlü" deyiminin anlamı :
Gerçekte kendisi suçlu olduğu hâlde suç işlememiş gibi davranan ve karşısındakini suçlamaya çalışan kimse.
"Hem ziyaret hem ticaret" deyiminin anlamı :
Bir yeri veya kimseyi ziyarete giden kimsenin, bu görüşmeden yararlanarak başka bir işi de yapması durumunu anlatmak için kullanılır.
"Her kafadan bir ses (çıkmak)" deyiminin anlamı :
Bir konu üzerinde herkesin istediği gibi, rastgele konuşması ve bu konuşmalardan bir sonuç alınamaması."Ortalık kızıştı, her kafadan bir ses çıkmaya başladı, kimin ne dediği anlaşılmaz oldu."
"Her telden çalmak" deyiminin anlamı :
Pek çok konuda bilgi sahibi olmak, içinde bulunduğu ortamın şartlarına göre her çeşit iş yapabilir olmak.
"Hesaba çekmek" deyiminin anlamı :
Bir kişiyi, bir makamı yaptığı işler üzerine açıklama ve savunma yapmaya çağırmak."Sakın oraya gitme, seni hesaba çekecekler."
"Hesaba dökmek" deyiminin anlamı :
Bir konu ile ilgili işlemlerin hesabını kâğıt üzerinde yapmak.
"Hesaba katmak (almak)" deyiminin anlamı :
Bir işi yaparken ya da yürütürken bir başka şeyi de göz önünde bulundurmak."Hasan`ı da hesaba katalım, az zorluk çıkarmayacaktır bize."
"Hesaba (kitaba) gelmez" deyiminin anlamı :
1. Beklenmedik, umulmadık. 2. Sayılmayacak kadar çok, pek fazla, sayısız.
"Hesabı kesmek" deyiminin anlamı :
Alış verişi ya da ilgiyi kesmek."Dükkân sahibi, uzun zamandır borcunu ödemeyen müşterisinin hesabını kesti."
"Hesabını bilmek" deyiminin anlamı :
Boş yere para harcamamak, tutumlu davranmak."Her ev kadını hesabını bilmek zorundadır."
"Hesabını görmek" deyiminin anlamı :
1. Alacağını ödeyip ilişkisini kesmek. 2. Cezalandırmak, vücudunu ortadan kaldırmak ya da öldürmek."Çabuk şu adamın hesabını görün!"
"Hesap açmak" deyiminin anlamı :
1. Hesap defterinde, bir kişiye alış veriş için alacağını borcunu kaydetmek üzere bir yer ayırmak. 2. Bankada, gereğinde çekilmek üzere yatırılan para için işlem yapmak. 3. Birine kredi açmak, birine borçlanma imkânı tanımak.
"Hesap etmek" deyiminin anlamı :
1. Kazançla gideri karşılaştırıp bir sonuca ulaşmak. 2. Düşünmek, tasarlamak, ayrıntıları gözden geçirip ihtimalleri değerlendirmek."Hesap etmeden sakın işe girişmeyin!"
"Hesap görmek" deyiminin anlamı :
Taraflarca alacakla vereceği karşılaştırıp ödeşmek."Çok uzadı, hesap görmek için ne zaman bir araya geleceğiz?"
"Hesap kitap" deyiminin anlamı :
Düşünüp taşındıktan sonra, hesap sonunda."Hesap kitap, baktım işler kötüye gidiyor; hemen sizi çağırdım."
"Hesapsız kitapsız" deyiminin anlamı :
1. Sorumsuz, ölçüsüz, tutumsuz. 2. Deftere geçirilmeden, herhangi bir belgeye dayanmadan."Ne hesapsız kitapsız işlerin içine girmişiz de haberimiz yokmuş."
"Hesap sormak" deyiminin anlamı :
Bir kimseyi kanunsuz, kural dışı, ahlâka aykırı, usulsüz davranış ve sözlerinden ötürü sorgulamak, o kişiden savunma istemek."Size hesap sormak için mutlaka geri döneceğim."
"Hesap tutmak" deyiminin anlamı :
Alış verişle ilgili alacağı ve vereceği bir kâğıda ya da deftere yazmak.
"Hesap vermek" deyiminin anlamı :
1. Herhangi bir davranışının ya da sözünün sebebini açıklamak 2. Bir işin sorumluluğunu üstlenmek."Rahat olun, bu konuda hesap vermek bana düşer."
"Hevesi kursağında kalmak" deyiminin anlamı :
Çok istediği, imrendiği, kavuşmak dilediği şeyi elde edememek."Pikniğe gitmek istiyorduk, yağmur yağınca hevesimiz kursağımızda kaldı."
"Hevesini almak" deyiminin anlamı :
İmrendiği, çok istediği şeye kavuşup ona doymak.
"Heyheyleri tutmak (üstünde)" deyiminin anlamı :
Çok kızıp sinirlenmek.
"Hık mık etmek" deyiminin anlamı :
Bir işi yapmamak için bahaneler ileri sürmeye çalışmak, bir soruyu cevaplandırırken net şeyler söylememek."Hık mık edip durma, bu işi eninde sonunda yapacaksın!"
"Hık demiş burnundan düşmüş" deyiminin anlamı :
"Her durumuyla ona çok benziyor" anlamında kullanılır.
"Hır çıkarmak" deyiminin anlamı :
Kavga, gürültü, patırtı ve olaya sebep olmak."Orada hır çıkarmaya kalkışmayacaksın değil mi?"
"Hızır gibi yetişmek" deyiminin anlamı :
Dara düştüğü, çok sıkıştığı, çaresiz kaldığı bir zaman da, beklemediği bir kişi yardımına yetişmek.
"Hiç yoktan" deyiminin anlamı :
Sebepsiz, ortada hiçbir neden yokken."Hiç yoktan adamı dövemezsiniz ya!"
"Hizaya gelmek" deyiminin anlamı :
1. Düz çizgi durumunda dizilmek. 2. Aykırı, yanlış davranışlardan vazgeçmek; doğru yola gelmek, düzelmek.
"Hodri meydan" deyiminin anlamı :
"Kendine güvenen ortaya çıksın" anlamında kullanılır.
"Hop oturup hop kalkmak" deyiminin anlamı :
Ya heyecanından ya da öfkesinden yerinde duramaz olmak.
"Hora tepmek" deyiminin anlamı :
1. Ayaklarını yere vurarak oynamak. 2. Gürültü çıkarmak."Yandaki sınıfta hora tepiyor, ortalığı birbirine katıyorduk ki..."
"Hor görmek (veya bakmak)" deyiminin anlamı :
Önem vermemek, değersiz saymak, adam yerine koymamak, küçümsemek."Beni, yoksul diye hep hor gördüler."
"Hor kullanmak" deyiminin anlamı :
Özen göstermeden, kabaca, dikkat etmeyerek, hırpalayarak kullanmak."Çok hor kullanmışsınız bu dolabı."
"Hoş beş etmek" deyiminin anlamı :
Şundan bundan konuşarak sohbet etmek."O iki ihtiyar kadın hoş beş etmek için yaratılmışlar sanki."
"Hurdası çıkmak" deyiminin anlamı :
İşe yaramayacak, kullanılamayacak hâle gelmek.
"Huyuna suyuna gitmek" deyiminin anlamı :
İsteklerine, alışkanlıklarına, yapısına göre onu kızdırıp ürkütmeyecek davranışlarda bulunmak.
"Huyunu suyunu almak" deyiminin anlamı :
Onun özelliklerini, davranışlarını ve karakterini yapısına geçirmek.
"Huzur vermek" deyiminin anlamı :
Gönül rahatlığı, iç dirliği vermek; dinlendirmek.
"Huzurunu kaçırmak" deyiminin anlamı :
Huzurunu bozmak, tedirgin ve rahatsız etmek.
"Hüküm giymek" deyiminin anlamı :
Mahkemece ya da birileri tarafından kendisine ceza verilmek.
"Hüküm sürmek" deyiminin anlamı :
1. İş başında olmak. 2. Yaygın olmak. 3. Bir şeyin güçlü varlığı sürüp gitmek."Beşinci Kral beş yıl hüküm sürdü."
"Hükümet kapısı" deyiminin anlamı :
Devlet dairesi."Hükümet kapıları halka açık kılınmalıdır."
"Hür düşünüş" deyiminin anlamı :
İstediğini, düşündüğünü baskı altında kalmadan söyleme.
"Hüsn-ü kuruntu" deyiminin anlamı :
İhtimalî bulunmadığı hâlde güzel bir şeyin olacağını sanma, hayal etme, buna kendini inandırma.
"Hüd dağı gibi şişmek" deyiminin anlamı :
Bir hastalık sebebi ile bir tarafı, özellikle de karın tarafı şişmek.
YAZILAN YORUMLAR
Bu içerik hakkında henüz yorum yazılmamış.İlk yorumu siz yazabilirsiniz.