TÜRKÇE DEYİMLER SÖZLÜĞÜ
Aradığınız deyimin ilk harfini seçerek kayıtlı açıklamalara ulaşabilirsiniz.
Deyimin anlamını görmek için üzerine tıklayınız
"Püsküllü bela" deyiminin anlamı :
Kişinin başını derde sokan kişi veya durum
"Put kesilmek" deyiminin anlamı :
1.Sessiz ve hareketsiz kalakalmak 2.Sessiz, kımıltısız bir durumda kalmak."Onun bağırmasıyla herkes bir anda put kesildi!"
"Pişmiş aşa soğuk su katmak" deyiminin anlamı :
Yapılmakta olan bir işi bozmak
"Pılı pırtı" deyiminin anlamı :
Eski püskü,değersiz eşya
"Pestil gibi olmak" deyiminin anlamı :
1.Çok yorgun ve halsiz olmak 2.Çok yorulmuş olmak; kımıldayamayacak kadar bitkin, güçsüz düşmek.
"Para peşin kırmızı meşin" deyiminin anlamı :
Alışverişin peşin olduğunu anlatır
"Paraya para dememek" deyiminin anlamı :
1. Çok para kazanmak. 2. Bol para harcamak. 3. Elde olan parayı az bulmak.
"Pancar kesilmek" deyiminin anlamı :
Mahcup olup kızarmak
"Paha biçmek" deyiminin anlamı :
Değerini ölçmek
"Paçaları sıvamak" deyiminin anlamı :
Bir işi yapmak için hazırlanmak."Bir an önce paçaları sıvayıp işe başlamak istiyordu."
"Pabucuna kum dolmak" deyiminin anlamı :
Engelle karşılaşmak
"Paparayı yemek" deyiminin anlamı :
Paylanmak,azar işitmek
"Patentasının altına almak" deyiminin anlamı :
Egemenliği altına almak
"Peşkeş çekmek" deyiminin anlamı :
1.Bir iş yaptırmak için,kendine ait veya başkasına ait bir şeyi hediye etmek 2.Kendisinin veya bir başkasının malını bir çıkar uğruna birisine uygunsuz olarak vermek."Yurdu düşmanlara peşkeş çekiyorlar."
"Piç etmek" deyiminin anlamı :
Bozmak,işe yaramaz hale getirmek
"Piyasaya düşmek" deyiminin anlamı :
1-Çok bulunur olmak,2-Orta malı olmak
"Postal" deyiminin anlamı :
Düşkün kadın
"Pabucu dama atılmak" deyiminin anlamı :
Kendisinden üstün birinin çıkmasıyla gözden düşmek, değer ve itibarını kaybetmek."Yeni bir elektrikçi aldılar, desene Murat`ın pabucu dama atıldı."
"Pabucunu ters giydirmek" deyiminin anlamı :
Güç bir duruma düşürerek telâşlandırmak, bu telâşla kaçmasına sebep olmak."El oğlu bu, adama pabucunu ters giydirir, tetikte olmalı insan."
"Pabuç bırakmamak" deyiminin anlamı :
Yılmamak, korkmayıp yapacağından vazgeçmemek."Ben öyle olur olmaz insanlara pabuç bırakmam."
"Pabuç pahalı" deyiminin anlamı :
Girişilen işin tehlikeli olduğunu anlatmak için kullanılır."Baktı ki pabuç pahalı, hemen geri döndü."
"Paçası düşük" deyiminin anlamı :
Giyimine, kılık kıyafetine pek dikkat etmeyen, sünepe.
"Paçayı kaptırmak" deyiminin anlamı :
1. Yakalanmak, ele geçmek. 2. Giriştiği işten vazgeçmek istediği hâlde kendini kurtaramamak. 3. Dilediği gibi davranamamak."Paçayı kaptırdık bir kere, yakamızı kurtaramıyoruz."
"Paçavrasını çıkarmak" deyiminin anlamı :
Çok hırpalamak, sağlam yerini koymamak, işe yaramaz bir duruma getirmek."Beş kişiydiler, adamın paçavrasını çıkardılar."
"Paçayı kurtarmak" deyiminin anlamı :
Bir ilişkiden veya önce girişip sonra pişman olduğu bir işten yakasını sıyırmak."Çok şükür şu belâlı işten paçayı kurtardık."
"Paha biçilmez" deyiminin anlamı :
Çok pahalı, kıymeti ölçülemeyecek kadar yüksek."Paha biçilemez tablolar sergilenmişti."
"Pahalıya mal olmak" deyiminin anlamı :
Kolay elde edilememek; para, özveri ve emek gerektirmek; zarara ve sıkıntıya yol açmak."Bu ev size pahalıya mal olsa gerek."
"Palas pandıras" deyiminin anlamı :
Acele olarak, hazırlanmaya zaman bulamadan."Palas pandıras evden çıkmak zorunda kaldık."
"Palavra atmak" deyiminin anlamı :
Abartarak söylemek, yalan söylemek, olmayacak şeylerden söz etmek.
"Paldır küldür" deyiminin anlamı :
1. Büyük bir gürültü ile. 2. Ansızın ve kurallara uymaksızın."Paldır küldür merdivenlerden inmeye başladılar."
"Pamuk ipliği ile bağlamak" deyiminin anlamı :
Etkisi az sürecek, köksüz, geçici bir çözüm yolu bulmak.
"Paniğe kapılmak" deyiminin anlamı :
Çok korkmak, telâşa sürüklenmek."Çocuklar paniğe kapılacaklar diye endişeleniyorum."
"Papara yemek" deyiminin anlamı :
Çok azarlanmak."Çabuk olun, annemden papara yemek istemiyorum."
"Para babası" deyiminin anlamı :
Çok zengin, parası bol olan.
"Para canlısı" deyiminin anlamı :
Parayı çok seven, paraya düşkün.
"Para çekmek" deyiminin anlamı :
1. Banka veya benzeri bir yere yatırılmış parayı geri almak. 2. Bir kimseden çeşitli yollarla para sızdırmak.
"Para dökmek" deyiminin anlamı :
Bir şey için çok para harcamak."Düğün için az para dökmedi."
"Para etmemek" deyiminin anlamı :
1. İşe yaramamak, etkili olmamak. 2. Değeri pahasına satılamamak."Bu malların para edeceğini sanmıyorum."
"Parasını sokağa atmak" deyiminin anlamı :
Değeri olmayan bir işe ya da mala para vermek.
"Para kesmek" deyiminin anlamı :
1. Çok para kazanmak. 2. Devletin çok para basması."Bizim büfe âdeta para kesiyor."
"Para sızdırmak" deyiminin anlamı :
Kandırarak, zorlayarak birinden para almak."Kabadayılar esnaftan az para sızdırmadılar."
"Para tutmak" deyiminin anlamı :
1. Parasını idareli harcayıp kalanını biriktirmek. 2. Satın alınan şeyin karşılığını para olarak hesaplamak."Aldığımız eşyaların hepsi kaç para tuttu dersiniz?"
"Paraya çevirmek" deyiminin anlamı :
Bir malı verip yerine para almak."Gidin, şu dolapları paraya çevirin de gelin."
"Paraya kıymak" deyiminin anlamı :
Gereken yerde para harcamaktan kaçınmamak.
"Para yapmak" deyiminin anlamı :
Para kazanıp biriktirmek."Gurbete para yapmaya gitti."
"Para yedirmek" deyiminin anlamı :
İşini yaptırmak için birilerine kanunsuz, hak etmedikleri parayı vermek; rüşvet vermek."O binayı yaptırmak için belediyeye az para yedirmediler."
"Para yemek" deyiminin anlamı :
1. Çok para harcamak. 2. Rüşvet yemek, görevini kötüye kullanıp bir iş yapmak için birinden para almak."İnsanlar artık açıktan para yiyorlar."
"Parmağı ağzında kalmak" deyiminin anlamı :
Çok şaşırmak, hayrete düşmek.
"Parmağına dolamak" deyiminin anlamı :
Bir konuyu her fırsatta, her yerde ele alıp konuşmak, o konu ile uğraşmak.
"Parmağında oynatmak" deyiminin anlamı :
Birine her istediğini yaptırmak, onu kukla gibi kullanmak."Beni parmağında oynatamayacaksın alçak herif."
"Parmağını bile oynatmamak" deyiminin anlamı :
Hiç tepki göstermemek, kayıtsız kalmak."Beni dövdüler ama o parmağını bile oynatmadı."
"Parmak basmak" deyiminin anlamı :
1. Bir nokta üzerine dikkati ya da ilgiyi çekmek. 2. İmza yerine parmağını mürekkebe batırarak bir yere bastırmak.
"Parmak hesabı" deyiminin anlamı :
1. Parmakları kullanmak suretiyle yapılan hesap. 2. Hece vezni."Bizim bakkal hâlâ parmak hesabı yapıyor."
"Parmak ısırmak" deyiminin anlamı :
Büyük şaşkınlık duymak, hayrete düşmek."Yaptığım tatlıyı görünce parmaklarını ısıracaklar."
"Parmak kadar (çocuk)" deyiminin anlamı :
Yaşça çok küçük, pek küçük (çocuk)."Parmak kadar çocukla iş yapılır mı?"
"Parmak kaldırmak" deyiminin anlamı :
1. Olumlu oy vermek için el kaldırmak. 2. Bir toplulukta söz istemek için işaret parmağını kaldırıp diğerlerini yumarak el kaldırmak."Parmak kaldırarak söz istemeyi öğrenin artık!"
"Parmakla gösterilmek" deyiminin anlamı :
1. Bir şey az bulunmak. 2. Seçkin, ünlü olmak."O, çevresinde parmakla gösterilen bir adamdı."
"Parmaklarını yemek" deyiminin anlamı :
Bir yemeğin çok lezzetli olduğunu anlatmak için kullanılır."Böreği değil, parmaklarımızı yedik âdeta."
"Parsayı başkası toplamak" deyiminin anlamı :
Verilen emek karşılığını, emek veren değil, bir başkası almak."Biz durmadan çalışalım parsayı da başkası toplasın olmaz öyle şey!"
"Partiyi kaybetmek" deyiminin anlamı :
1. Biriyle çekiştiği bir konuda yenilmek. 2. Elde etmeye çalıştığı bir kazancı bir başkasına kaptırmak.
"Pasaportunu vermek" deyiminin anlamı :
Kovmak, işten atmak."Patron üç işçinin pasaportunu eline verdi."
"Pas geçmek" deyiminin anlamı :
Üzerinde durmamak, caymak, vazgeçmek, aldırış etmemek.
"Patırtı çıkarmak" deyiminin anlamı :
Kavga, kargaşa, gürültü çıkarmak."Patırtı çıkarmadan oturun, babanız uyuyor."
"Patlak vermek" deyiminin anlamı :
Gizlenen ya da hoş karşılanmayan bir durum aniden ortaya çıkmak."Kim der di ki savaş bu sabah patlak verecek."
"Pay biçmek" deyiminin anlamı :
Bir fikir elde edebilmek için, durumu bir şey ile kıyaslamak.
"Payını almak" deyiminin anlamı :
1. Azarlanmak. 2. Kendine düşen kazanç miktarını almak.
"Paye vermek" deyiminin anlamı :
Adam yerine koymak, değer vermek.
"Payidar olmak" deyiminin anlamı :
Kalmak, yok olmamak, yaşamak."Milletimiz ilelebet payidar olacaktır."
"Perdesi yırtık" deyiminin anlamı :
Ar damarı çatlamış, utanmaz, arlanmaz."Perdesi yırtılmış adamın, baksana neler söylüyordu!"
"Pergelleri açmak" deyiminin anlamı :
Uzun adımlarla yürümeye başlamak."Pek vaktimiz yok, pergelleri açın da geç kalmayalım."
"Pay çıkarmak" deyiminin anlamı :
Bir olay ya da davranıştan tecrübe kazanmak, hisse kapmak, tutulacak yolu belirlemek.
"Pes demek" deyiminin anlamı :
Mağlubiyeti kabul etmek, başkasının üstünlüğüne boyun eğmek."Yenileceğini anlayınca sırtı yere gelmeden pes dedi."
"Pestilini çıkarmak" deyiminin anlamı :
1. Çok dövmek. 2. Çok çalıştırıp adamakıllı yormak. 3. İyice ezmek."Kazma sallamaktan pestilimiz çıktı."
"Peşini bırakmamak" deyiminin anlamı :
Bir şeyi izlemekten vazgeçmemek."Adamın peşini bırakmayın sakın!"
"Peyda olmak" deyiminin anlamı :
Ortaya çıkmak, belirmek, oluşmak."Köşede bir adam peyda oldu."
"Pılıyı pırtıyı toplamak" deyiminin anlamı :
Hemen bütün eşyalarını toplayarak bir yere gitmek üzere hazırlık yapmak."Pılıyı pırtıyı toplamış bekliyordu."
"Pire için yorgan yakmak" deyiminin anlamı :
Önemsiz bir şey için kızıp daha büyük zarara yol açacak davranış içine girmek.
"Pireyi deve yapmak" deyiminin anlamı :
Küçük, basit bir olayı büyütüp mesele yapmak, aşırı abartmak.
"Pisi pisine" deyiminin anlamı :
Boş yere, boşuna."Pisi pisine vurdular çocukcağızı."
"Pis pis düşünmek" deyiminin anlamı :
Karamsar, derin ve üzüntülü bir düşünceye dalmak."Pis pis düşünmeyi bırak da bir yol arayalım."
"Pis pis gülmek" deyiminin anlamı :
Birinin düştüğü kötü duruma öç alır gibi, arsız arsız gülmek.
"Pişkinliğe vurmak" deyiminin anlamı :
Çıkarı için kötü bir davranışa veya söze aldırmamak.
"Pişmiş aşa su katmak" deyiminin anlamı :
Yoluna girmiş, bitmek üzere olan bir işi bozmak ya da aksatmak."Pişmiş aşa su katabilir, onu buraya sokmayın."
"Pişmiş kelle gibi sırıtmak" deyiminin anlamı :
Anlamsız, çirkin, yersiz, dişlerini göstererek gülmek."Pişmiş kelle gibi gülmeyi bırak da işine bak."
"Posasını çıkarmak" deyiminin anlamı :
1. Birini çok dövmek. 2. Bir kişi veya şeyi sonuna kadar sömürmek."Ülkenin posasını çıkardılar, biz hâlâ seyrediyoruz."
"Posta koymak" deyiminin anlamı :
Birini korkutmak, gözdağı vermek, tehdit etmek."Bana posta koyacak adam daha anasından doğmadı."
"Postayı kesmek" deyiminin anlamı :
İlişkiyi kesmek, gidip gelişi sona erdirmek.
"Post elden gitmek" deyiminin anlamı :
1. Öldürülmek. 2. Bulunduğu yüksek makamdan ayrılmak zorunda kalmak."Post elden gidince kahretti adam."
"Post kavgası" deyiminin anlamı :
Bir makamı, işi ya da iktidarı ele geçirme çekişmesi."Seçimler yaklaştı, post kavgası da başladı."
"Postu kurtarmak" deyiminin anlamı :
Can tehlikesini atlatmak, öldürülme tehlikesi olan yerden kaçıp kurtulmak."Postu kurtardık çok şükür."
"Postu sermek" deyiminin anlamı :
Kısa bir süre için gittiği yerde, saygısızca ve sorumsuzca uzun süre kalmak.
"Pot kırmak" deyiminin anlamı :
Gaf yapmak, farkında olmayarak karşısındakini kıracak, incitecek söz söylemek."Dikkatli ol, bir pot kırma sakın."
"Pösteki saymak" deyiminin anlamı :
İçinden çıkılması zor ve anlamsız bir işle uğraşmak."Ne mi yapıyorlar? Pösteki sayıp duruyorlar."
"Prangaya vurmak" deyiminin anlamı :
Zincire vurmak, ayağına pranga bağlamak."Prangaya vurulu olarak yıllarca kaldı o hapishanede."
"Puan almak" deyiminin anlamı :
1. Spor karşılaşmalarında sayı kazanmak. 2. Bir test imtihanında herhangi bir puan elde etmek."Şu sorulardan hiç puan alamayacağımı sanıyordum."
"Puan tutturmak" deyiminin anlamı :
Gereken sayıda puan kazanmak."Bu sene puan tutturup da üniversiteye girecek miyim bilmiyorum!"
"Punduna getirmek" deyiminin anlamı :
Bir şeyi yapmak için uygun şartları elde etmek, fırsat kollamak."Punduna getirir getirmez patlattı yumruğunu."
"Pupa yelken" deyiminin anlamı :
1. Alabildiğince, hiçbir şeye bağımlı olmadan. 2. Yelkenler, arkadan esen rüzgârla şişmiş olarak, tam yolla."Pupa yelken açıldık denize."
"Pusu kurmak" deyiminin anlamı :
Birine saldırmak için, bir yere gizlenip beklemek."Düşmanlarımızın pusu kurduğundan tam zamanında haberdar olmuştuk."
"Pusulayı şaşırmak" deyiminin anlamı :
1. Ne yapacağını bilemez duruma düşmek. 2. Doğru tutum ve davranıştan ayrılmak."İyice pusulayı şaşırmadan uyarmalıyız onu."
"Pusuya düşmek" deyiminin anlamı :
Pusu kuran kimsenin saldırı alanı içine girmek."Eyvah, pusuya düşürdüler bizi!"
"Put gibi" deyiminin anlamı :
Kımıltısız, sessiz, anlamsız bir bakışla.
"Püf noktası" deyiminin anlamı :
Bir işin en ince, en önemli yeri.
"Püsküllü belâ" deyiminin anlamı :
Kendisinden kurtulunması bir türlü mümkün olmayan, büyük sıkıntı, zarar veren kimse veya şey."Başıma püsküllü belâ kesildi bu çocuk."
YAZILAN YORUMLAR
Bu içerik hakkında henüz yorum yazılmamış.İlk yorumu siz yazabilirsiniz.